derin ven trombozu dvt

Derin Ven Trombozu (DVT)

Derin ven trombozu (DVT) en sık bacak olmak üzere, kalça veya kollardaki büyük ana toplar damarlar içinde pıhtı oluşması anlamına gelmektedir. Derin ven trombozu semptom vermeden seyredebildiği gibi ölümcül akciğere pıhtı atmasına kadar çeşitli derecelerde klinik bulgularla kendini gösterebilir. Oluşum nedeni üç temel patogenetik mekanizma Virchow tarafından yaklaşık 150 yıl önce tanımlanmıştır ve halen kabul görmektedir. Kan akımının yavaşlaması (staz), damar duvarında hasar (endotel hasarı) ve pıhtılaşma eğilimi (hiperkoagülabilite), Virchow üçlüsü (triadı) olarak tanımlanmaktadır. 

Birçok nedeni vardır. 

Yaş: 40 yaşından itibaren her on yılda bir riski 2 kat arttıran önemli bir faktördür. 

Genetik Faktörler : Tromboemboli riskini arttıran genetik faktörler genel olarak trombofili olarak adlandırılmaktadır. Bu konuda en çok Faktör V Leiden mutasyonu üzerinde çalışılmıştır. Bunun yanı sıra, antitrombin 3 (AT3), protein C ve protein S eksikliği tromboemboli riskini arttıran genetik faktörler arasında yer almaktadır. Özellikle genç olgularda (50 yaş altı) görülen VTE’lerde bu genetik mutasyonların altta yatabileceği göz önünde bulundurulmalı ve bunlar araştırılmalıdır.

Hareketsizlik (İmmobilizasyon) : Özellikle uzun süre sabit hareketsiz kalan meslekler ,uzun süreli seyahat yapanlar, felçli hastalar risk altındadır.

Doğum kontrol hapı ve hormon kullanımı: Bırakıldıktan sonra 3 ay kadar risk devam eder.

Daha önce derin ven trombozu geçirmiş olmak.

Diğer faktörler:

Sigara: Tek başına bir risk faktörü olmayıp doğum kontrol haplarıyla birlikte risk artar .

Ameliyatlardaki anestezi tipi: Genel anestezilerde risk daha yüksektir. 

Cerrahi girişimler : Özellikle ortopedik ve uzun sure hareketsiz kalınması gereken operasyonlar sonrası risk artmaktadır.

Derin ven trombozu genellikle karşımıza bacaklarda ani şişme, ağrı, kızarıklık veya tüm bacakta morarma ile karşımıza çıkar. Akciğere pıhtı atması (Pulmoner tromboemboli , PTE) gerçekleşirse açıklanamayan nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı, öksürük ve kanlı balgam, terleme gibi bulgular eşlik edebilir. 

Derin Ven Trombozu Tanısı

Fizik muayene ile konulabilmekle birlikte her zaman net değildir. Tanıyı kesinleştirmek için klinik risk skorlaması yapılmakta ve pıhtı yıkım ürünlerini gösteren D-dimer veya Doppler ultrasonografi (US), kontrastlı venografi, bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans (MR) görüntüleme gibi incelemelerin yapılması gerekmektedir. 

DVT tedavisinde temel amaç damarların açılıp ,tekrar DVT gelişmesini, DVT ye bağlı kronik venöz yetmezlik (KVY) ve pulmoner tromboemboli (PTE) gelişmesini engellemektir. Tedavide özellikle başlangıçta 20 gün yatak istirahati çok nemlidir. Bununla birlikte kan sulandırıcılar verilip akabinde varis çorabı kullanımı ve egzersiz önerilir.